Su Hakkında bilgi Suyun faydaları

İnsan vücudunda gerçek bir su deposu bulunmadığı ve hücrelerimizin gereken şekilde işlemesi için mutlaka su gerekmesi, çok karmaşık ve hassas düzenleme mekanizmalarının temelini oluşturmaktadır.

Bu sistemin görevi, hücre içi ve dışı ortamların su dengesini kurmak ve böylece şu üç başlıca sistemin uygun şekilde çalışmasını sağlamaktır: böbrek, kalp-damar ve ısı düzenleme sistemleri.

İçilen su miktarı, su kayıplarını dengelemek için gereken miktardan az olursa, vücut belirli bir su kaybı düzeyine gelir, bir uyarı sistemi olarak susama duygusu ortaya çıkar, böylece su içilmesi ve vücuttaki su dengesinin kurulması sağlanır.

Bu uyarı sisteminin çalışması biraz zaman alır, fakat ağır su kaybını önler, böylece algılama ve fiziksel performansların olumsuz etkilenmesi önlenir. Fakat bu sonuçları doğrulamak için başka araştırmalar yapılması gerekmektedir.

Aynı şekilde, yeterli su kullanımı yapılırsa bazı hastalıkların (idrar yolları enfeksiyonları, mesane veya kolon kanseri) önlenebildiğini gösteren ilk bulguların da başka araştırmalar yapılarak doğrulanması gerekmektedir. Su içilmesi sadece su dengesini kurmakla kalmaz, yanı sıra mineral dengesini de kurar, çünkü su bir mineraller taşıyıcısıdır. Bu sebeple mineral yapısı dengeli suları tüketmekte fayda vardır.

Sıvı kısıtlamasının yol açabileceği rahatsızlıklardan birkaçı; İdrar yolları enfeksiyonları, prematüre doğum, plasenta hipotropi, uterus içi büyümenin gecikmesi, doğuştan biçim bozuklukları, çocuk düşürme ve bebek ölüm oranında artış gibi, cenin üzerinde ciddi sonuçlara yol açabilir

Bu tür enfeksiyonlar ayrıca böbreklere zarar verebilir ve annede septisemi meydana gelmesine yol açabilir. Bu tür enfeksiyonlar, çeşitli faktörlerden ötürü hamile kadınlarda daha çok meydana gelebilmektedir.

Hamile kadınlarda, progesteron’un düz kaslar üzerindeki gevşetme etkisinin sonucunda idrar yollarında hipotoni meydana gelmektedir. Ayrıca vücut bağışıklığının genelde azalmasından ötürü enfeksiyon süreci başlayabilmektedir. Bu koşullar altında, yetersiz böbrek faaliyeti, ağırlaştırıcı faktör olmaktadır. Bu olguların tümü, yeterli böbrek faaliyeti sağlamak ve enfeksiyon riskini azaltmak için su tüketiminin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Kabızlık; Hamilelik sırasında, progesteron’un düz kas üzerindeki gevşetme etkisinden ötürü kabızlık eğilimi ortaya çıkmaktadır.

İçilen su miktarı yetersiz ise, bu eğilim güçlenmektedir; yeterli miktarda su içilmesi ise iyi bir önleyici önlem olabilmektedir. Ciltte nem kaybı; Cildin üzerindeki koruyucu bir örtü dış ortam ile sürekli alışveriş halindedir. Bu koruyucu insan sağlığı için çok önemli bir rol oynar; iç ortamı ve vücut ısısını korur, rahatlık ve dış görünüş oluşturur. Cildin elastiklik, yumuşaklık, renk ve görünüş özelliklerini koruması için su kullanımı, primordiyal önem taşır.

Cilt bir yönde geçirgendir, diğer yönde geçirgenlik yoktur, ve iç ortamdan dış ortama sürekli akış yapılan olur. Bu nedenle cildimiz, deri içindeki su stokunu yenilemek için her gün yeterli miktarda su içilmesine gerek duyar (aksi halde su kaybı riski doğar ve sonuçta cilt elastikliğini yitirerek kırışır), yanı sıra epidermis’in görünüşü ve bariyer görevi için gereken yüzey su / lipit katmanının yenilenmesi gerekir.

Cilt içindeki suyun miktarı, vücut ağırlığının ’una karşılık gelmektedir ve genelde dermis adı verilen doku içinde depolanmaktadır (dermis’in %80’i sudur, fakat bu oran yaş ilerledikçe azalmaktadır). Çeşitli türlerde fonksiyon bozukluklarını veya hastalıklar; Yeterli su içilmesi halinde çoğu kadını etkileyen idrar yolları enfeksiyonları riski azalmaktadır. Buna ek olarak, su kaybı kabızlığı arttırmaktadır. Yeterli miktarda su içmek, böbrek taşlarını önlemeye yardımcı olduğundan tedavi diyetlerinin başlıca unsurlarından biridir.